Güncel Haberler

Canan Karatay : Yumurta ye göbekten kurtul

Haşlama yumurtanın göbeği erittiğini söyleyen Prof. Dr. Canan Karatay, sağlıklı sanarak yenilen bir çok şeyin beslenme tuzağı olduğunu belirtti
Karatay diyeti’yle tanınan Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, bu kez de ‘beslenme tuzakları’ hakkındaki iddalı açıklamalarıyla çok konuşulacak. Prof. Dr. Karatay, insanların sağlıklı sanarak bol miktarda sağlıksız yiyecek tükettiğini kaydetti. Yeni kitabı “Karatay Diyeti’yle Beslenme Tuzaklarından Kurtuluş Rehberi’ tanıtımında Anadolu Ajansına konuşan Karatay, “Kalori hesabı ile beslenme yanlıştır. Az yağlı yemek, beslenme tuzaklarından birisidir. Doğada 23 türlü yağ vardır. Bunların hepsi, doğal olduğu sürece insan vücuduna gereklidir. Hangi yağlar zararlıdır? Trans yağ dediğimiz, bozulmuş, doğallığını kaybetmiş yağlar tehlikelidir. Trans yağlar, margarinlerde bulunan yağlardır. Sıvı yağ, katılaştırıldığı anda trans yağ oluşur. Ne kadar trans yağ oluştuğu önemli değildir, zaten ölçülmesinin de imkanı yoktur” dedi.

YAĞI YAKMAYIN
Prof. Dr. Karatay, yağlar yakıldığında trans yağ oluştuğunu, fazla kızgın yağın ve mangalda çok pişirilmiş etin tehlikeli olduğunu belirterek, yağın yakılmaması gerektiğini ifade etti.

PROTEİN GÖBEK ERİTİYOR
Göbeği olan ve karın bölgesinde yağlanma olanlara haşlanmış yumurta yemelerini tavsiye eden Karatay, “İsterseniz on, ister yirmi tane haşlanmış yumurta yiyerek, göbeğinizi eritebilirsiniz” dedi.

BALIKTA KOLESTEROL ÇOK
Bir televizyon kanalına verdiği röportajda da balıktaki kolesterolden bahseden Karatay, “Kırmızı ette kolesterol vardır aman sakın yemeyin diyorlar. Beyaz ette de kolestrol vardır. Balıkta daha çok kolesterol var. Kışın sular soğuduğu zaman balıklar daha çok yağlanır, bu yağlar Omega 3 ve kolesteroldür” dedi. Balıkta yağ yok diye düşünülmemesi gerektiğini söyledi.

BEBEK BİSKÜVİSİ ZARARLI
Kitabında bebe bisküvilerin tümünde aşırı miktarda şeker ve karbonhidrat bulunduğunu belirten Karatay, “İçeriğindeki süt oranı yüzde 1 olarak belirtilmiştir. Ancak bu sütün kaynağı belirtilmemiştir. Süt tozu kullanılmış olma olasılığı da yüksektir. Çeşitli şekerlerle yüklü olan fabrikasyon ürünlerin bir çoğunda, sağlıklı bir bebek için şart olan ‘lif’ miktarı da çok azdır bu bisküvilerde” dedi.

OBEZİTENİN TEMEL NEDENİ
Canan Karatay, [...]

Yazan |05 Kasım 2013|Güncel Haberler|Yorum yok|

Canan Karatay : Yağa da ihtiyacımız var

İngiltere’nin önde gelen kardiyologlarından Aseem Malhotra’nın tereyağın insan sağlığına olan faydalarını ortaya koyan çalışması Canan Karatay’ı haklı çıkardı.
İngiltere’deki araştırmayı NTV canlı yayınında değerlendiren Karatay, “Sağlıklı yağ yemek hayatı uzatır, asıl tehlike trans yağlardır” uyarısını yineledi.

Yağın miktarının değil niteliğinin önemil olduğunun da altını çizen Karatay, “Balıkta kırmızı etten çok daha fazla kolestrol var” örneğini verdi.

23 ÇEŞİT YAĞA DA İHTİYACIMIZ VAR

“… Doğada 23 tür yağ vardır. 23 türlü yağın tamamı insan vücudu için şarttır. Tek zararlı olan yağ trans yağlardır. Ben hala Türkiye’de trans yağların ne olduğunun doğru bilindiğini sanmıyorum. Türkiye’de trans yağların üstüne gidilmiyor.

Dünyadan bir kaç örnek vermek istiyorum:

2006′da New York ve Paris Belediyeleri trans yağların kullanımını yasakladı. Nerede bulunuyor bu trans yağlar. Başta halkımıza sağlıklı ve daha az kalorili diye sunulan margarinlerde bulunuyor. İşlenmiş gıdalarda bulunuyor. Çünkü bir gıda işlendiğinde yağlarıny yapısı bozuluyor.

Yazan |01 Kasım 2013|Güncel Haberler|Yorum yok|

Canan Karatay : Alkali diyet diye bir şey olamaz

Prof. Dr. Karatay, asitli gıdaların zararlarına vurgu yaparak, “Doğal olan insan vücudu, doğal her şeyi yediğiniz sürece asidini de alkalisini de ayarlar’dedi.
Geliştirdiği “Karatay diyeti”yle tanınan Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, yeni kitabı “Karatay Diyeti’yle Beslenme Tuzaklarından Kurtuluş Rehberi”ni, Maçka’daki Günaydın Restoran’da düzenlenen basın toplantısıyla tanıttı.

Karatay, insanların sağlıklı sanarak bol miktarda sağlıksız yiyecek tükettiğini söyledi.

Sağlıklı protein ve yağın insan vücudu için büyük önem taşıdığını vurgulayan Karatay, “kalori hesabı” ile beslenmenin yanlış olduğunu öne sürerek, “Eskiden alınan kalori miktarının kilo aldırdığı, az kilo alırsanız kilo verirsiniz şeklindeki düşünce çoktan bozulmuştur ve değişmiştir. Siz 110 kilo bir kişiyi zayıflatmak için, bin 200 kalori verip sonra da ’1 saat yürüyeceksiniz’ derseniz bu yanlıştır. Anadolu’da ‘aç ayı oynamaz’ derler. Yani siz enerji sağlamazsanız, 100 kiloluk kişide nasıl hareket sağlarsınız?” diye konuştu.

Karatay, “az yağlı yemenin” beslenme tuzaklarından birisi olduğunu savunarak, “Doğada 23 türlü yağ vardır. Bunların hepsi, doğal olduğu sürece insan vücuduna gereklidir. Hangi yağlar zararlıdır? Trans yağ dediğimiz, bozulmuş, doğallığını kaybetmiş yağlar tehlikelidir. Trans yağlar, margarinlerde bulunan yağlardır. Sıvı yağ, katılaştırıldığı anda transyağ oluşur. Ne kadar trans yağ oluştuğu önemli değildir, zaten ölçülmesinin de imkanı yoktur” dedi.

“Yağı yakmayın”

Karatay, yağlar yakıldığında trans yağ oluştuğunu, fazla kızgın yağın ve mangalda çok pişirilmiş etin tehlikeli olduğunu kaydederek, yağın yakılmaması gerektiğini ifade etti.

Obeziteyle savaş konusunda hazırlanan kamu spotlarında az yağlı yenilip çok hareket edilmesi yönünde verilen mesajları yanlış bulduğunu anlatan Karatay, “Bununla kimse kilo veremez. Ancak halsiz kalır, perişan olursunuz. 3 gün sırt üstü yattıktan sonra, gider bütün yiyeceklere, tatlılara saldırırsınız” ifadelerini kullandı.

“Alkali beslenmeyi kabul etmiyorum”

Gazetecilerin sorusu üzerine asitli gıdaların zararlarına vurgu yaparak “Alkali beslenme” konusuna değinen Karatay, şöyle konuştu:

“Ben alkali beslenmeyi kabul etmiyorum. Doğal olan insan vücudu, böbrekler sağlıklı çalışıyorsa, doğal herşeyi yediğiniz sürece, sizin böbrekleriniz, vücudunuzun asidini de alkalisini de [...]

Yazan |25 Ekim 2013|Güncel Haberler|Yorum yok|

Canan Karatay : Düşük glisemik yiyecekler

Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, yüksek glisemik indeksli gıdaların insan sağlığına zararlı olduğunu söylüyor. Peki nedir bu glisemik indeks ve düşük glisemik indeksli gıdaların faydaları nelerdir? İşte bu soruların yanıtları ve glisemik indeksi düşük ama çok lezzetli tarifler…
Düşük glisemik indeksli yiyecekler, aslında hemsağlıklı karbonhidratları, hem sağlıklı proteinleri, hemde sağlıklı yağları bir çatı altında toplar. Yani glisemik indeks, bir yiyeceğin vücudumuz için sağlıklı veya sağlıksız olduğunu anlayabilmemiz adına çok önemli bir veridir. Glisemik indeks (Gİ), herhangi bir yiyeceğin içinde bulunan karbonhidrat miktarına göre hesaplanır. Karbonhidrat içeren bir yiyeceğin hazmedilip kana geçtiğinde, kan şekerini yükseltme hızını gösterir. Örneğin, 50 gr toz şekerin glisemik indeksi, hızlı bir şekilde kan şekerini yükselttiği için çok yüksektir ve 100 (yüz) olarak kabul edilir. Diğer karbonhidrat içeren yiyeceklerin glisemik indeksleri ise 100 (yüz) üzerinden 100’e (yüze) oranla hesaplanır. Karbonhidrat içeren yiyecekler düşük, orta ve yüksek glisemik indeksli olarak üç gruba ayrılır: Yüksek glisemik indeks: 100-70, Orta glisemik indeks: 70-50, Düşük glisemik indeks: 0-55. Rafine edilmiş, öğütülmüş tahılların ve işlenmiş hazır yiyeceklerin glisemik indeksleri de şeker gibi çok yüksektir ve 100 olarak hesaplanmıştır.

Karatay diyeti deneyimlerimiz için tıklayabilirsiniz… !

KİLO VERMENİN ÖNÜNDE EN BÜYÜK ENGEL

Yüksek glisemik indeksli yiyecekler yani boş ve toksik enerji yüklü yiyecek ve içecekler, ensülin ve leptin direncini kamçılar ve kilo vermenin önünde en büyük engeldir. “Boş ve toksik enerji” tanımlaması İsveç Gıda ve Beslenme Bakanı Dr. Björn Hammarskjöld’e aittir. İsveç halkı bu tür karbonhidratlı yiyecekleri tüketmesin diye bu çarpıcı tanımı geliştirmiştir. Lifi fazla olan ya da posalı olan yani karbonhidrat oranı düşük yiyecekler yavaş hazmedildiği içinmide ve ince bağırsakta uzun süre kalırlar. Yiyeceklerin içindeki lifmiktarları arttıkça, glisemik indeks değerleri azalır. Bu nedenle şekerimiz ve buna paralel olarak ensülin hormonumuz yavaş yavaş ve azar azar yükselir. Sağlığımızı geri kazanmak ve [...]

Yazan |24 Ekim 2013|Güncel Haberler|1 Yorum|
  • Karatay Diyeti’yle Beslenme Tuzaklarından Kurtuluşu Rehberi
    Permalink Karatay Diyeti’yle Beslenme Tuzaklarından Kurtuluşu RehberiGallery

    Karatay Diyeti’yle Beslenme Tuzaklarından Kurtuluşu Rehberi

Karatay Diyeti’yle Beslenme Tuzaklarından Kurtuluşu Rehberi

Canan Karatay hocamızın yeni kitabı çıktı. Bayramdan sonra kitapçılarda, raflarda olacak…

Kitap: “Karatay Diyeti’yle Beslenme Tuzaklarından Kurtuluş Rehberi – Canan Efendigil Karatay”

Sık rastlanan metabolik bozuklukları önlemenin en kolay yolu!

Prof. Dr. Canan Karatay bu kitabında sağlığını düşünen bilinçli bireyin en çok sorduğu soruya yanıt veriyor: “Neyi niçin yiyelim, neyi niçin yemeyelim?” Bu sorunun yanıtı önemli çünkü modern çağ, insanı hasta eden beslenme tuzaklarıyla dolu. Yanlış bilgilendirme, para uğruna gerçekleri gizleme, satışlar düşmesin diye belli ürünlerin zararlarını örtbas etme, geleneksel ve sağlıklı ürünleri karalama, endüstrinin sık başvurduğu taktiklerden… Bu ‘ambalajlı’ tuzaklara düşen masum insanlar da önce enerjisini ve sonra sağlığını kaybediyor.

İnsan ancak binlerce enzim, onlarca hormon dengeli bir şekilde çalıştığı zaman sağlıklı bir vücuda sahip olabiliyor. ‘Beslenme tuzakları’ işte bizi tam da buradan vuruyor! Çünkü yediklerimiz ve yaşam biçimimiz hormonlarımızı ve metabolizmamızı çok çabuk etkiliyor, hassas dengeyi bozabiliyor! Bu denge bozucular arasında neler yok ki: 1980′li yıllardan sonra moda olan kalori hesabı, az yağlı beslenme, light ürünler, ‘mış’ gibi üretilen fabrikasyon yiyecekler, bir türlü bırakılmayan tatlı ve şekerle, şekerli içecekler, trans yağlar…

Ezber bozan Profesör Canan Karatay, özellikle hormonal dengesizliği ve metabolik bozukluğu olan hastalarından gelen yoğun taleple şimdi de 7′den 70′e herkesi ilgilendiren bu kitabı hazırladı. Prof. Karatay, Beslenme Tuzaklarından Kurtuluş Rehberi’nde sağlıklı proteinlerin, sağlıklı yağların ve sağlıklı karbonhidratların ne olduğunu, ne şekilde tüketilmesi gerektiğini, sağlıklı ve sağlıksız yiyeceklerin vücudumuza girdiği andan itibaren nasıl yol aldığını, hazmolduktan sonra nasıl etki yaptığını ve nelere sebep olduğunu yine bilimsel referanslar eşliğinde anlatıyor.
Karatay Diyeti Deneyimlerimiz için tıklayın !

Yazan |23 Ekim 2013|Güncel Haberler|Yorum yok|

Canan Karatay: Kırmızı et kilo verdirir

Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, kırmızı etin sağlıklı olduğunu söylüyor: Doğal beslenmiş hayvanlardaki kırmızı et proteinleri, kilo vermeyi başlatır ve dinç kalmayı sağlar
‘Karatay Diyeti ile Yaşam Boyu Sağlık’ adlı kitabıyla ezberleri bozan Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, etle ilgili bildiğimiz yanlışları anlattı…
En sağlıklı kırmızı et hangisidir?
En sağlıklı kırmızı et; kuzu, keçi ve av hayvanlarında bulunur. Izgarada sade olarak pişirdiğimiz veya yemeklerde kullandığımız kuzu eti, evde yaptığımız kıymalı köfte; sağlıklı bir şekilde pişirilirse kanserojen değildir. Etler yandığı zaman karbonlar meydana gelir ki zararlı ve kanserojen olan da budur.

LAHMACUN SAĞLIKLIDIR
Sakatat yemek zararlı mı?
Sakatatlar hem bol protein içerirler, hem de fiyatları düşüktür. Ayrıca D vitamini ve demir bakımından zengindirler. Özellikle karaciğer ve yürek çok fazla D vitamini içerir. Serbest dolaşan bütün hayvanlarda Omega 3 bulunur. Yani kuzunun böbreği, dalağı, beyni, karaciğeri ve yüreği gibi sakatatlar rahatlıkla yenebilir.
Pastırma, salam ve sosis masum mu?
Ülkemizde en lezzetli yiyeceklerimiz arasında bulunan, doğallığını kaybetmemiş olan kırmızı et çeşitlerinden biri pastırmadır. Ancak salam, sosis, sucuk gibi işlem görmüş şarküteri etleri; fazla miktarda nitrat içerirler. Kızartılarak tüketilen bu etler, kansere neden olur.
Lahmacun ve çiğköfte yememek doğru mu, yoksa ara sıra yenilebilir mi?
Lahmacun yenebilir. Kilo vermek isteyenler bile az miktarda lahmacun yiyebilir. İnce hamuru karbonhidrat, kıyması protein, soğanı, maydanozu ve domatesi ise sebzedir. Lahmacun dengeli ve sağlıklı bir besin kaynağıdır. Şanlıurfa usulü bulgurlu çiğköfte de sağlıklı ve lezzetli bir et yemeğidir. Çiğköftenin sağlıklı olmasının sebebi; işlenmemiş olması ve baharatlarla, ince bulgurla yoğrulmuş olmasıdır. Elazığ’ın içli köftesi son derece sağlıklıdır. Dışı bulgurdur; içinde de ceviz, ceviz yağı, soğan ve et bulunur.
Et, gut hastalığına neden olur mu?
Et, kandaki ürik asidi yükseltmez. Gut hastalığının nedeni etli yiyecekler değil, şeker gibi aşırı miktarda tüketilen karbonhidratlardır. Yapılan bir araştırma; [...]

Yazan |22 Ekim 2013|Güncel Haberler|Yorum yok|

Karatay diyetinin şifresi nedir?

Ben 17 yıl yurt dışında kaldım. İngiltere, Güney Afrika, Amerika ve Anadolu’da olmak üzere 4 kıtada hekimlik yaptım. Türkiye’de elime aldığım diyet listelerinde “Sakın yumurta yemeyin!”, “Kırmızı et yemeyin!”, “Kuru yemişler yağlıdır, ellemeyin” dendiğini görünce; bunların sağlıklı olduğunu düşündüğüm için araştırmaya başladım. Üstelik dünyanın en sağlıklı meyvesi olan zeytin de yasaklanıyordu. Sonra düşündüm ki; Amerikan usulü kahvaltıda zeytin olmadığı için hiçbir diyet listesinde yer almıyordu. Merakım bu noktadan çıkmış oldu.
Siz birçok diyet balonunu söndürürken, aynı zamanda yıllardır yasaklanan birçok gıdayı da serbest bırakıyorsunuz. Bunlardan biri de tereyağlı ve pastırmalı yumurta… Hem pastırma, hem yumurta, hem de tereyağı bir arada sağlıklı mı? İşlenmiş sucuk ve sosis yerine pastırma öneriyorum. Pastırma, işlenmemiş olduğu için en sağlıklı ettir. Tereyağında pastırmalı yumurta ile vücudun hem sağlıklı yağ, hem de protein ihtiyacı karşılanmış olur. “Yağların her türlüsü zararlıdır” açıklamaları ile sağlıklı yağlar da vücuda girmemeye başladı. Oysa bütün hücrelerimizin çevresi yağdan ibarettir. Beynimiz ve bütün sinir hücrelerimiz, omuriliğimizin tümü yüzde 80′i yağdır.

VÜCUT İÇİN YAĞ ÖNEMLİ

Sonuçta sağlık için yağ da gerekli değil mi?

Sağlıklı temel yağlar, vücut için çok önemlidir. George Bernard Shaw “Beynin yüzde 90′ı yağdır, bunu hiçbir diyet ve hiçbir ilaç yok edemez!” der. Hakikaten de biz ne yaparsak yapalım, beynimiz, bütün sinir hücrelerimiz ve omuriliğimiz hayatta kalabilmek ve işlevlerini yürütebilmek için her gün kendi yağ ve kolesterollerini üretiyorlar. Bu nedenle, ‘Karatay Diyeti’ kitabında da anlattığım gibi, ne yaparsak yapalım insan vücudu her gün kendi ihtiyacı olan 2 bin 500 miligram kolesterolü üretiyor. Şaka değil; bu bilimsel olarak biliniyor. Bu şekilde doğal olan bir madde nasıl zararlı olabilir ki?

TATLANDIRICI, SIVI YAĞ VE GAZLI İÇECEK YASAK!

•Bal, reçel ve pekmez yok! Çünkü bu besinler hızla kan glükozuna dönüşür ve boş kalori verir.

•Tatlılara, çaylara ve kahveye hiçbir şekilde tatlandırıcı eklenmeyecek. Yapay [...]

Yazan |21 Ekim 2013|Güncel Haberler|Yorum yok|

Canan Karatay : Şeker kokain kadar zararlı…

Şeker tüketimi, bilim dünyasının son yıllarda obezite, diyabet ve kalp gibi birçok hastalıkla ilişkilendirdiği en önemli nedenler arasında görülüyor. Özellikle işlenmiş şekerle ilgili yapılan araştırmalar ışığında, şekerin insan vücudunda nasıl etkiler uyandırdığı ve nelere yol açtığınıİngiltere’de yayımlanan Telegraph gazetesi masaya yatırdı. ABD’nin California Üniversitesi’nden pediatrik endokronoloji profesörü Robert Lustig’in “Fat Chance: The Bitter Truth About Sugar” adlı kitabında yer verdiği bilimsel makalelerden yola çıkarak şeker hakkında çok az bilinen gerçekler merceğe alındı.

Şekeri bıraktı hayatı değişti

Kitabıyla ABD’de büyük ses getiren Lustig, aynı zamanda “No Sugar” (Şekere Hayır) isimli bir kampanyanın da öncülüğünü üstlendi. “Şekere Hayır” hareketinde yer alan Avustralyalı araştırmacı yazar David Gillespie da fazla kilolarından kurtulmak için şekeri bırakmaya çalışırken aslında bir bağımlılıktan kurtulmaya çalıştığını fark ettiğini belirtti. ABD’li aktris Gwyneth Paltrow da blogunda “Şeker size geçici bir tatmin duygusu verip sonra daha çok tüketme isteği doğurur. Bu isteğin çoğalıp yediğinizde azalması da adrenalin hormonunuzu gereksiz yorar. Endişeli, keyifsiz, dengesiz ve yorgun biri olmanıza yol açar” diyerek kampanyaya destek oluyor.

Bağımlılık yapıyor
Şeker karşıtı uzmanların en önemli argümanlarından birini, uyuşturucu maddeler gibi bağımlılık yaptığını gösteren bulgular olması. Zira, 2007’de Fransa’da fareler üzerinde yapılan bir araştırma şekerin kokainden daha güçlü bir bağımlılık haline dönüştüğünü ortaya koymuştu. Madde bağımlısı haline getirilen fareler, tercihlerini kokain yerine şekerli gıdalardan yana yapmıştı. Daha sonra uzmanlar, 21’inci yüzyılın şekerden zengin beslenme şekillerinin beyinde çok güçlü bir ödüllendirme sinyali uyandırdığı ve irade mekanizmasını etkisizleştirdiği üzerinde durmuştu.

Diyabet riski taşıyor
Lustig, tüm kalorilerin birbiriyle eşit olmadığını savunduğu makaleleriyle dikkat çekiyor. Buna göre, basit şekerlerin (monosakkaritler) hepsi aynı kaloriyi taşımıyor. Masa şekeri olarak da bilinen sükroz, rafine edilmiş olduğundan undan yapılmış bir gıdayla sindirime aynı şekilde karışmıyor. Keza uzmanlar, şekerdeki fruktoz molekülünün fazla tüketimi halinde hücreler tarafından parçalanamadığı bunun yerine karaciğerde yağ olarak depolandığına dikkat [...]

Yazan |10 Ekim 2013|Güncel Haberler|Yorum yok|

Canan Karatay Kurban eti yağıyla yenmeli…

Geliştirdiği ”Karatay Diyeti” ile tanınan İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, kırmızı etin çok sağlıklı olduğunu, kurbanın her bölgesinin rahatlıkla yenilebileceğini söyledi.
Kırmızı etin, kolesterolü çıkardığı gerekçesiyle yenmemesini önermenin yanlış olduğunu dile getiren Karatay, şöyle devam etti: “Çalışmalar da gösterdi ki; kırmızı eti, yumurtayı yağsız yediğimiz zaman çok faydası olmuyor. Bunları yağıyla beraber yediğimiz zaman, mesela saf köy tereyağında yumurta kızartığımızda ya da pirzolayı yağıyla yediğimizde maksimum derecede etkisi olur. İşte kurban eti bu yüzden yağıyla yenilecek. Çünkü eti yağıyla yediğimiz zaman onun hazmı çok daha rahat olur. Midemiz, bağırsaklarımız yorulmuyor. Onun için birlikte yenilecek. Eti yağıyla birlikte tüketince korkmayacağız, işte o zaman sağlığımıza kavuşacağız.”

BAYRAMDA BOL MEVSİM SALATASI, YOĞURT, AYRAN, CACIK
Karatay, bayramda bol mevsim salatası, yoğurt, ayran ve cacık tüketilebileceğini belirterek, ekmeği hiç tavsiye etmediğini ancak isteyenlerin çok az yiyebileceğini, pilav olarak da buğdaydan yapılanın tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

Kurbanın etli kemiklerinin saklanmasını öneren Karatay, “Kış boyunca onu paça ve doğal et suyu olarak herkesin kullanmasını öneriyorum. Bağışıklık sistemini en iyi güçlendiren paça ve et suyudur” diye konuştu.

Barbekü soslarının kesinlikle kullanılmaması gerektiğini dile getiren Karatay, “Esas kanserojen olan barbekü soslarıdır. Et kızartılırken tuz bile konulmayacak” ifadesini kullandı.
Karatay Diyeti Deneyimlerimiz için tıklayın !

Yazan |09 Ekim 2013|Güncel Haberler|Yorum yok|

Canan Karatay yüksek glisemik indeksli gıdalar

Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, yüksek glisemik indeksli gıdaların insan sağlığına zararlı olduğunu söylüyor. Peki nedir bu glisemik indeks ve düşük glisemik indeksli gıdaların faydaları nelerdir? İşte bu soruların yanıtları ve glisemik indeksi düşük ama çok lezzetli tarifler…
Düşük glisemik indeksli yiyecekler, aslında hemsağlıklı karbonhidratları, hem sağlıklı proteinleri, hemde sağlıklı yağları bir çatı altında toplar. Yani glisemik indeks, bir yiyeceğin vücudumuz için sağlıklı veya sağlıksız olduğunu anlayabilmemiz adına çok önemli bir veridir. Glisemik indeks (Gİ), herhangi bir yiyeceğin içinde bulunan karbonhidrat miktarına göre hesaplanır. Karbonhidrat içeren bir yiyeceğin hazmedilip kana geçtiğinde, kan şekerini yükseltme hızını gösterir. Örneğin, 50 gr toz şekerin glisemik indeksi, hızlı bir şekilde kan şekerini yükselttiği için çok yüksektir ve 100 (yüz) olarak kabul edilir. Diğer karbonhidrat içeren yiyeceklerin glisemik indeksleri ise 100 (yüz) üzerinden 100’e (yüze) oranla hesaplanır. Karbonhidrat içeren yiyecekler düşük, orta ve yüksek glisemik indeksli olarak üç gruba ayrılır: Yüksek glisemik indeks: 100-70, Orta glisemik indeks: 70-50, Düşük glisemik indeks: 0-55. Rafine edilmiş, öğütülmüş tahılların ve işlenmiş hazır yiyeceklerin glisemik indeksleri de şeker gibi çok yüksektir ve 100 olarak hesaplanmıştır.

KİLO VERMENİN ÖNÜNDE EN BÜYÜK ENGEL

Yüksek glisemik indeksli yiyecekler yani boş ve toksik enerji yüklü yiyecek ve içecekler, ensülin ve leptin direncini kamçılar ve kilo vermenin önünde en büyük engeldir. “Boş ve toksik enerji” tanımlaması İsveç Gıda ve Beslenme Bakanı Dr. Björn Hammarskjöld’e aittir. İsveç halkı bu tür karbonhidratlı yiyecekleri tüketmesin diye bu çarpıcı tanımı geliştirmiştir. Lifi fazla olan ya da posalı olan yani karbonhidrat oranı düşük yiyecekler yavaş hazmedildiği içinmide ve ince bağırsakta uzun süre kalırlar. Yiyeceklerin içindeki lifmiktarları arttıkça, glisemik indeks değerleri azalır. Bu nedenle şekerimiz ve buna paralel olarak ensülin hormonumuz yavaş yavaş ve azar azar yükselir. Sağlığımızı geri kazanmak ve sağlıklı bir şekilde yaşamak için, [...]

Yazan |08 Ekim 2013|Güncel Haberler|Yorum yok|