Diyetisyen diyetlerinde ödül, pastadır, börektir.

Diyetisyene gidenleriniz bilir, işler iyi gitmiş kilo verilmişse diyetisyeniniz size ödül olarak ne istediğinizi sorar. Siz de pasta, çikolata, tatlı, börek gibi özlediğiniz bir yiyeceği istersiniz. Diyetisyeniniz bir hesap yapar ve size haftanın bir günü ekmek ve meyveden ne kadar azaltarak yerine istediğiniz yiyeceği yiyebileceğinizi söyler. Bu paradigmalarla bakıldığında önemli olan hangi besin grubundan kaç kalori aldığınızdır. Zaten sizin elinize başlangıçta bir dönüşüm listesi verilmiştir, kendiniz de hesaplayabilirsiniz.

Karatay Diyetinde ödül, sağlıktır…

Her ne kadar adında diyet sözcüğü geçse de aslında bir sağlıklı beslenme modeli olan Karatay Diyeti’nde ise yukarıda özetlediğim durumu değerlendirebilmek için bu paradigmalardan arınıp tamamen başka bir bakış açısıyla görebilmek gerek. Karatay Diyeti’nde sağlıklı, yararlı yiyecekler ve sağlıksız, zararlı yiyecekler var. Bunların neden zararlı veya yararlı olduğunu kitaplarda çok güzel anlatıyor Canan Karatay. Bu beslenme modelinde klasik diyet ölçüleri yok, sağlıklı yiyeceklerden doyana kadar yemenizin bir sakıncası yok.

Bir tercih yapmak durumundasınız, ya sağlıklı ve yararlı yiyeceklerle besleneceksiniz ya da sağlıksız ve zararlı yiyeceklerle. Diyetisyen diyetlerindeki “ödül” kavramı bu sistemde çok tuhaf geliyor kulağa. Zararlı bir yiyeceği hak etmek nasıl bir şeydir? Zararlı bir yiyecekle kendinizi nasıl “ödüllendirebilirsiniz”? Yoksa sigara içmek gibi, zararlı olduğunu bile bile anlık keyifler için mi zararlı besinleri tüketeceksiniz? Böyle yaparak kendinizi “ödüllendiriyor” musunuz yoksa “cezalandırıyor” musunuz?

Karatay diyeti deneyimlerimiz için tıklayın !